Meme Küçültme Nedir?
Meme yapısı kadın vücudu için estetik bir semboldür ancak bir o kadar hassas yapıya sahiptir. Kadın vücudunun fiziksel ve görsel açıdan odağı sayılabilecek meme, aynı zamanda büyük ve sarkık yapıda olduğu zaman ciddi sorunların sebebi haline gelebilmektedir. Bu sebeple de meme küçültme, meme estetiği operasyonları arasında tercih edilen yöntemlerden biridir.
Büyük ve sarkık memeler kadınlarda kozmetik ve fiziksel açıdan ciddi problemlere yol açabilmektedir. Bu sorunların başında sırt, boyun ve omuz ağrısı, meme altında pişik ve kızarıklık, sütyen askı izlerinin verdiği ağrılar ve memede ağrı gelmektedir. Büyük ve sarkık meme yapısının sebep olduğu bu durumlar, meme küçültme ameliyatlarını bir gereklilik haline getirebilmektedir.
Meme küçültme operasyonunda mevcut memenin büyüklüğüne göre farklı teknikler uygulanarak fazla meme, yağ ve deri dokusu çıkartılarak meme dokusu küçültülüp aynı zamanda dikleştirilmektedir. Böylece aslında meme yapısındaki sarkık ve fazla doku alınarak, vücut yapısıyla uyumlu meme boyutu elde edilmektedir.
Meme küçültme ameliyatının amacı, kişinin gövde yapısına uyan dik bir meme elde etmek ve böylece meme yapısına bağlı olarak ortaya çıkan ya da çıkabilecek sağlık sorunlarının önüne geçmektir.
Meme küçültme ameliyatları, incelikli ve detaylı bir ön hazırlık gerektirmektedir. Oluşturulacak yeni meme boyutunun hem sağlık hem de estetik açısından tatmin edici sonuçlar verebilmesi, operasyon öncesi çalışmaların özverili şekilde gerçekleştirilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu bakımdan meme küçültme ameliyatı öncesi yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabilmekteyiz:
Son 6 ay içerisinde meme boyutunda büyüme veya hormonal bir bozukluk yoksa hastaya ameliyat planlanabilmektedir.
Meme küçültme operasyonları, mevcut memenin büyüklüğü ve yapısına göre farklı tekniklerle yapılmaktadır. Ameliyat öncesi meme büyüklüğüne uyan tekniğe göre çizimler yapılıp çıkarılacak doku miktarı hesaplanmaktadır.
En sık uygulanan meme küçültme tekniği ise, meme başı çevresinden aşağıya doğru uzanan lolipop şeklinde kesiyle ve ters T şeklinde olacak kesiyle yapılan ameliyatlardır.
Meme küçültme ve dikleştirme ameliyatı genel anestezi altında ameliyathanede yapılmaktadır. Ameliyat yaklaşık meme boyutuna göre 1.5-3.5 saat sürmekte ve ameliyat sonrası 1 ya da 2 gece hastanede kalınması gerekmektedir. Diren çekilmesini takiben hasta özel sütyen giydirilerek taburcu edilmektedir.
Meme küçültme ameliyatı çok ağrılı bir ameliyat olmayıp, ameliyat sonrası verilen ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilmekte ve hastalar 10 gün sonra iş başı yapabilmektedir. Ancak bu süreçte belli başlı noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir.
Ameliyat sonrası memelerin küçülmesi; boyun, sırt ağrılarının azalmasını sağlamakta ve daha rahat kıyafet seçimi olanağı sağlayarak hastanın özgüvenini oldukça arttırmaktadır.
Kalır. Her türlü deri kesisi ve dikişi sonrası iz kalır. Ancak estetik ameliyatlarda, daha doğrusu bütün plastik cerrahi ameliyatlarında kesilecek bölge seçilirken izin az kalacağı ve belli olmayacağı, saklanabileceği bölgeler seçilir. Genelde kıvrım bölgeleri ve deri kıvrımlarına paralel yerler tercih edilir, böylelikle iz önemsenmeyecek kadar az kalır.
Burun; yüzün ortasında, gerçekten yüzün çehresini çok fazla değiştiren bir organdır. Burun ile ilgili çok çeşitli hesaplamalar vardır. Bu hesaplamalar, bizim klasik kitaplarımızda olan dudak burun açısının belli bir açıda olması ile ilgilidir. Kadın ve erkekte farklılık göstermektedir.
Burun sırtının kadınlarda hafif eğimli olması, erkeklerde düz olması, yine alın burun açısının belli bir oranda olması, … Bunların hepsi estetik olarak veya yüzün harmonisi için uygun bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Bizim de ameliyatta yaptığımız budur. Biz bu açıları ve harmoniyi göz önüne alarak burun şekillendirme işlemini gerçekleştirmekteyiz.
Operasyon sonrası genelde hastaların ağrısı olmamaktadır. Bunun nedeni; hasta uyanmadan önce o bölgeye çok güçlü uzun süre etkili lokal anestezikler uygulanmasıdır. Bunlar yaklaşık olarak 18 – 20 saat etkili oluyor. Ertesi gün yine damar yolundan güçlü ağrı kesiciler vererek bu süreci hastanın atlatmasını sağlıyoruz.
İkinci günden sonra ağrı standart olarak çok daha azalmakta, kişiden kişiye değişmekle birlikte hasta üçüncü ya da dördüncü günden sonra yavaş yavaş normal hayatına dönmektedir
Asla böyle bir kanıt yoktur. Silikonsuz bir kadının kanser riski ile silikonlu olanın aynıdır. Silikon aynı zamanda meme dokusunu öne çıkardığı için olası kanserin saptanabilmesini kolaylaştırır.
Whatsapp İletişim Hattımıza Hoşgeldiniz
Op. Dr. Mehmet Akif ÇAKMAK